Makaleler

HANGİSİ DAHA GÜÇLÜ; BİLGİSAYAR MI, BEYİN Mİ?

Hiç kuşkunuz olmasın. Beyin! Çok sık sorulan bu sorunun tek bir cevabı vardır: İnsan beyni bilgisayarı keşfettiğine göre, demek ki insan beyni, kendi imal ettiği bir eşyadan daha akıllı olacaktır. Bu özellik, "Sibernetik" biliminin en temel ve değişmez bir kuralıdır. Hiçbir şey, kendini yapandan daha bilinçli, daha bilgili, özetle daha akıllı olamaz. Masayı, sandalyeyi, radyoyu, telefonu, uçakları, uyduları ve radarları yapabilen insanoğlu, elbette kullandığı bu alet ve araçlardan daha zeki olacaktır. Zekâ adı verilen kavram, ağırlığı, 1.5 kg. olan ve içinde 10.000.000.000 (10 milyar) nöron denilen sinir hücresi ve yüz milyardan daha fazla sayıdaki nöron bağlantıları olan insan beyninin hayli karmaşık bir özelliğidir.

DÜNYA DÖNÜYOR SEN NE DERSEN DE!

Nilüfer'in bu çok sevilen şarkısını hepimiz biliriz. "Dünya dönüyor, sen ne dersen de! / Günler geçiyor, farketmesen de".

Dünyanın dönüşünü o kadar sıradan ve tabiî karşılamışızdır ki, bundaki ince ve hassas dengeleri çoğu kez düşünmeyiz bile. Oysa dünyanın ekseni etrafındaki dönüşünden başka güneş etrafındaki yörüngesindeki hareketi, bu yörünge üzerindeki hızı, dolanım zamanı ve güneş dahil diğer gezegenlerle birlikte uzayda
baş döndürücü bir hızla yol alması, insanı önce hayrete, sonra derin bir hayranlığa götürecek kadar şaşırtıcı ve çarpıcı gerçeklerle ilişkilidir.

Okulda iken öğretmenlerimiz bize dünyamızın iki hareketi olduğunu anlatmışlardı. Dünya kendi ekseni etrafında döner, gece ve gündüz meydana gelir; dünya güneş etrafında döner, mevsimler meydana gelir.

EVRENİN NURU

Biliyoruz ki, koskocaman bir kâinat içinde yaşıyoruz. Ucu bucağı belirsiz, sonsuz ufuklara kadar yayılan bu kozmosa, bilimciler "makrokozmos" adını verirler. Yani büyük evren! İslam düşünürlerinin, "Âlemi Ekber" olarak niteledikleri bu evrende, her nesne bir öncekinin denetimi altında kararlı, ahenkli ve hesaplı bir düzenlemenin göz kamaştırıcı çarpıcı gerçekleri ile doludur!

Makrokozmostan sonra bir de "mikrokozmos" vardır. Yani küçük evren! İslam düşünürleri de bu âleme "zerreler âlemi" adını vererek, yerinde bir tesbit yapmışlar ve bu evrenin yapı taşlarını dile getirmek istemişlerdir. İşte madde-enerji topluluğu olarak nitelendirdiğimiz bu kozmosun içinde nelerin olduğuna bir bakmak, ilâhi saltanatın azamet ve heybetini anlamak için yeter!

GERÇEK OLAN SADECE ZAMANDIR

Ucu bucağı olmayan, içinde sonsuz ufukları, her biri birer mücevher tanesi gibi parıldayan yıldızları barındıran kâinatı hep birlikte dolaşmaya ne dersiniz?

Varsayalım ki, hızlı bir uzay aracına bindik ve yerden saniyede 11 kilometre gibi öylesine bir hızla kalktık ki, bu hızı anlamak ve algılamak bile çok güç! Saniyede 11 km. lik bir hızın önemi şuradan kaynaklanıyor: Eğer bir uzay aracı ya da bir roket bu hızla yerden kalkıyorsa, artık bir daha dünyaya dönmeyecek demektir. Bu öyle yüksek bir hızdır ki, yerçekimi kuvvetinin etkisinden kurtulan araç, dünyanın ve güneş sisteminin de ötesine geçerek, galaksi kümelerinin arasından süzüle süzüle yoluna devam edecektir.

İçeriği paylaş