Kitaplarım

Ölü Köpeğin Dişleri

Toprak, suyu sever ürün vermek için. Su, güneşi sever buharlaşmak için. Buhar, bulutu sever yoğunlaşmak için. Bulut, rüzgârı sever rahmet götürmek için. Rüzgâr, yamaçları sever hızlanmak için. Yamaçlar ormanları sever su depolamak için. Ormanlar ağaçları sever canlıları yaşatmak için. Ağaçlar toprağı sever kök salmak için. Toprak, yeşillikleri sever ürün vermek için. Böylesine bir sevgi döngüsü ile su toprağa, toprak ta suya rahmet olur.

Bulutlar ağlamazsa yeşillikler nasıl gülsün?

Ama hep bulutlar ağlayacak, yeşillikler hep gülecek midir? Hayır, Güneş aniden açar o zaman bulutlar sevinerek güler; bu kez sararıp solan çimenler olur. Kader mi yoksa hassas denge mi?

Olaylara olumlu gözlükle bakanlar için, canlı ya da cansız her varlık, Evren sahnesinde, kendisine ne görev verilmişse, yerinde ve zamanında onu yerine getirmek ve daha üst düzeye çıkabilmek; yani kemâle ulaşarak, olgunluğa erişmek için durmaksızın didinir, çabalar ve çırpınır.

Güneşe baksanıza! Bir salkım koruğu, bir salkım üzüm haline getirmek için ne kadar uğraş veriyor?

{Kategori:}

Muhammedi Bilinç

Ne demek bilinçli olmak? Peki evrenimizin bilinçli olması ne anlama geliyor? Bilinçli olmak, bilmek, anlamak, algılamak, duymak ve duygulanmak, duygulanmak ise sevgide mesafe kat etmek değil mi? Uçsuz bucaksız evrenimiz için de bilinçlidir diyemez miyiz? Çünkü o da muhabbetle yoğrulmuş ve şekillenmiştir. Muhabbete dalan her kim olursa olsun ağlar? Sevgiden, özlemden, ayrılıktan, kısacası iç yakan bir hasretten ağlar.

Ağlamak, ağlayabilmek! Bunun için milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksileri, hassas teleskoplarla gözlemeye, atomun derinliklerinde yer alan yüzlerce parçacığın ismini öğrenmeye gerek var mı! Küçücük, minicik bir maydanoz yaprağına, yere düşen bir yağmur damlasına ya da topraktan fışkıran yeni bir filize bakmak yetmez mi!

Bu, çoklu gibi görünen (kesret) alemine bir de teklik (vahdet) gözlüğü ile bakarsanız, belki o zaman içinizden ağlamak gelir. Utanmayınız, ağlayınız. Ağlayınız ki, rahmetin ıslattığı toprağı bir de sizin gözyaşlarınız sulasın!

Ağlayınız ki, bir tek günahın affı için belki bin dua gerekirken, bir tek niyaz için bin günah bu yaşlarla temizlensin.

{Kategori:}

Yeryüzü Dengesi

Yeryüzü dengesi diye adlandırılan mükemmel ahenk, olağanüstü derecede hassas düzenleme ve matematik prensiplere bağlı ve bağımlı olan zarif ilişkiler, dünyamızdaki canlılığı mümkün kılıyor. Her canlı bir diğer canlıyla besleniyor. Bu madde ve enerji döngüsünü "can bağışlayanlar âlemi" olarak nitelendiren Mevlâna ne kadar haklıdır! Her saniyede yeryüzünden yaklaşık 100 milyon ton su buharlaşarak havaya karışıyor. Aynı anda suyun buhar halinden tekrar su haline geçerek yoğunlaşması ve oluşan bulutlardan tap taze suların kurumuş topraklar üzerine rahmetle düşerek, minicik fidelere hayat vermesi ne müthiş bir olaydır.

Yeryüzü- okyanus ve atmosfer dediğimiz üçlü sistemde her şey o kadar hesaplı, o kadar incelikle ayarlanmış ve programlanmış ki, sistemin ideal ölçüde ve ölçekteki nefes kesen oranları; ısı, nem, rüzgâr, basınç gibi her an değişen elemanlarını bizlere cömertçe sunuyor. ‘Görmesini’ bilenler için yüzlerce, binlerce, milyarlarca sebebin bir araya gelerek bu muhteşem tablo içindeki ahenkli seslerin yürek titreten ritimlerini, nefis renklerini huşû içinde seyretmek ve duymak istemez miydiniz?

Ol Dedi Oldu 2

Dualarımızda asla yalan yoktur. Kendimizi niye aldatalım? Zayıflığımızdan, acizliğimizden ve çaresizliğimizden hiç utanmadan dua ederiz. Duanın dilini bilmeyenler aslında dünyanın da dilini bilmiyorlar demektir. Çünkü rüzgarların uğultusunu, dalgaların hışırtısını, kuşların cıvıltısını, suların şırıltısını duymayanar, rengarenk kelebeklerin kanat çırpışlarını, al renkli lalerin, masmavi menekşelerin, sapsarı papatyaların açılışını görmeyenler, duayı nereden bilsinler? Duanın dilini bilmeyenler, hayatla aynı dili konuşamazlar!

{Kategori:}

Ol Dedi Oldu 1

Evren sahnesinin perdesi açıldığından bu yana varız. Hem izleyicisi hem de oyuncusu olduğumuz bu sahnede bizden önce olanlar ve bizden sonra olacaklar üzerine pek çok teori ortaya atıldı. Taşkın Tuna bilimin ışığında evrenin serüvenini ele alırken, bizi keyifli olduğu kadar düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor. Uzay-zaman kavramı, kara delikler, atomun derinlikleri ve daha pek çok konu bu kez inaç felsefesinin ve İslam'ın ışığıyla aydınlanıyor. Bu kitabı, ayetleri doğrulamak için değil, bilimin gerçeklerini İslam'ın bakışı ile değerlendirmek üzere kaleme aldığını önemle vurguluyor Tuna.
Evrenin doğumunu açıklayan Big Bang teorisinin ayrıntılarıyla incelendiği çalışmada; elektronun hareketinden yıldızların oluşumuna, kuasarlardan bir bitkinin damarlarında yürüyen özsuya kadar sayısız bilgi arasında bir yolculuğa çıkıyoruz. 14 milyar yıl öncesinden günümüze kadar uzanan, roman tadında bir yolculuk..

{Kategori:}

Bir Carpı Bir

Bir artı bir iki etse de aslında ikisinin içinde de BİR vardır. Binler , yüzbinler, milyon ve milyarlarca sayı çoğunluğunda hep o BİR vardır. Çünkü bin tane biri milyon tane biri milyar tane biri bir araya getirdiğimiz zaman çokluk (kesret) meydana gelir. Bütün sayılar Bir'den türemiş, Bir'den ortaya çıkmıştır.Tek ve eşsiz olan BİR olmasa idi, çokluk, çoğulluk ve farklı olan sayılar ortaya çıkar mıydı?

{Kategori:}

Bir Elma iki ayna

O, sonsuz zaman öncesinden beri sürekli olarak aşk saçar. Her anda maşukluk yüzünden bir perde kaldırır, her nefes aşıklık yüzünden bir destan yaratır. Bütün alem aşk nağmesinin sessiz bir sedasıdır. Aşık, isim ve sıfatlarda maşuka aynadır. Maşuk da ayna olarak nurunu yayar. Ay, güneşe ayna olunca, ne güneşin zatından aynada ve ne de aynanın zatından bir şey güneşte vardır. O'ndan başka hiçbir varlığın, O'ndan üstün bir varlığa sahip olmaması gerçeği; O'nun dışındaki tüm 'görünen' varlıkların 'gerçek' olmadığını açıklar. O zaman tüm bu evren ve içindekiler nedir? Sadece bir hayal, bir serap yada rüya mı? Hayal perdesinde oynaşıp duran gölgelerin ahenkli ve ritmik bir raksı mı? Taşkın TUNA, 'aynalara' yansıyan bu hayallerin gölgeli oyununu, usta bir yönetmenin titiz ve çarpıcı yorumu ile dile getiriyor. Heyecan, düşünce ve duygu yüklü öyküleri ile!

{Kategori:}

Son Basamak

Evrenin tamamını oluşturan atomik düzeydeki parçacıkların her biri ve bunlar arasında varolan olağanüstü derecedeki sıkı ilişkiler, matematik prensipler edayalı dantel gibi örülmüş düzenlemelerin, yasalaşmış örnekleri ile doludur. Bu öylesine ahenkli, öylesine muhteşem ve öylesine harika bir sistemdi ki; burada şans ya da tesadüflere, olasılık ya da olanaklara, seçenek ya da rastlantılara yer yoktur. Her mekan ve zaman boyutunda olması gereken neyse, o olur. Her şeye ve her olay kendi yerinde, nerede ve nasıl bulunması ve oluşması gerekiyorsa, oradandır ve o zamandadır.

{Kategori:}

Adnan Menderes'in Günlüğü

adnan men

Görünüşte herkese açık hayatlar vardır. Göz önünde duran, göze batan, sürekli takip ettiğimiz, sürekli yargılayıp, kefen biçtiğimiz hayatlar. Tıpkı penceresi geniş bir eve benzer böyle hayatlar. Ama dışarıdan göremediğimiz alacakaranlıkta kalmış yerleri de anlatmasını isteriz: Kendi içinden hayatın nasıl gözüktüğünü, yalnızken neler hissettiğini, herkesten saklayıp da vermediği cevapları, kalp çarpıntılarını...

Günlükleri bizin için değerli kılan, bu tür soruların cevabını verecek bir belge niletiğinde olmasıdır. Bir toplumun çıkardığı zirveden aşağılara yuvarlanmış insanların, o eziyet dolu düşüş mevsiminde neler hissettiklerini ancak bıraktıkları günlüklerden öğrenebiliriz. Günlük bazen, parmağı adaletsizlikle kesilmiş bir insanın, akan kanını temize çıkaracak içli bir tutanağa

 

{Kategori:}

Oku Ama Neyi

Evrende olup biten her şey, gizli bir kaderle birbirine bağlıdır. Sönen bir yıldız, sırasını hiç şaşırmayan mevsimler, kabaran bir ırmak, doğan ve büyüyen bir insan, deseni önceden belirlenmiş bir örgüyü işlemek için varlık sürerler. Bilim, bu muazzam döngünün ve sayısız çeşitliliğin sırlarını açığa çıkarmak için can atar ve yalnızca bir aracıdır.

Uzayın Sırları

Tuna, bu eserinde Evrenin Fiziksel özellikleri ile moleküler biyolojinin sistematiğini inceliyor. Paralel evrenler, kara delikler ve uzayda zaman değişimi gibi ilgi çekici konular, insanın ruh ve bilinç yapısı yardımıyla yorumlanıyor... Alışılmışın üstünde, bilimsel heyecanın doruğunda, duygu ve düşünce ufuklarının da ötesine geçerek...

{Kategori:}

Uzayın Ötesi

"Uzayda yalnız mıyız? Bizden milyonlarca ışık yılı ötedeki sistemlerle haberleşmek mümkün olabilir mi? Eğer onlara "Alo, kimse yok mu?" diye bir mesaj göndersek, bu çağrımız kaç milyon yıl sonra cevap alabiliriz? Gelecek cevap, "Evet, buradayız!" ise, o zaman ne yapacağız?

{Kategori:}

Sonsuz Uzaylar

"Uzayın Sırları" ve "Uzayın Ötesi" kitaplarından sonra "Sonsuz Uzaylar" adlı eserini de kaleme alan Taşkın Tuna, bilim ve fikir dünyasına yeni bir pencere daha açıyor. Tuna, bir Türk bilim adamı olmasının yanısıra üslûp sahibi bir yazar olduğunu da bir kere daha gözler önüne seriyor. Anlaşılması en güç ve en çetin teknik konuları bile aydınlık ve tertemiz bir ifade ile siz okuyucularına sunuyor. Sırları bildiniz, ötesine geçtiniz, Sonsuzluğa doğru uçmaya ne dersiniz?

{Kategori:}

Etrafımızdaki Hava

Meteroloji ve atmosfer fiziği sahalarında memleketimizin önde gelen otoritelerinden Taşkın Tuna bu eserinde, etrafımızdaki havayı anlatıyor.

Her yönüyle mükemmel bir denge... Küçücük bir yağmur damlasının heyecan verici hikayesi... Atmosferdeki ısı ve enerji dengesinin planlı ve ölçülü bir dağılım... Arzatmosfer ve okyanus-atmosfer münasebetlerinde ideal bir nizam... Yeryüzünden 1000 km yukarılara kadar olan bütün hava tabakalarındaki ilgi çekici hadiseler...

{Kategori:}

Uzay ve Dünya

Astronomideki gelişmelerle Dünyaya yakın gezegenleri inceleyerek Güneş Sistemi hakkında yeni yeni bilgiler elde ediyoruz. Güneş Sistemi ise uçsuz bucaksız Samanyolu galaksisi içinde ufacık bir zerre gibi kalıyor. İster istemez aklımızda peş peşe sorular sıralanıyor. Bu iç içe sistemlerin sonu nereye kadar uzanıyor. Uzay nerede başlıyor, nerede bitiyor? Sonsuz sayıda yıldızların, güneşlerin, nebülozların, galaksilerin toplandığı bu kainat nasıl yaratılmıştır? Bu sonu sınırı belli olmayan uzay içinde biz neyiz? Nereden geldik, nereye gidiyoruz? Elinizdeki kitap, işte bu sonu sınırı belirsiz kozmos içinde yaşadığımız Dünyayı tanıtırken, ilim ve imanın hakikate giden yolda kol kola koştuğunu da göstermektedir.

{Kategori:}

Güneş Sistemi

İnsanlar, Dünya ismini verdikleri bir gezegen üzerinde, uzayda, uzun, devamlı ve sür'atli bir yolculuğa çıkmış görünüyorlar. Güneş etrafında her saniyede 30 kilometre yol alıyoruz. Her an, her saniye uzayın değişik yerlerinden geçiyoruz. Uzay, zamanla bir anlam kazanıyor. Zamanı ise uzaysız tarif etmek mümkün olamıyor.

{Kategori:}

Hayat Kaynağımız Güneş

Işığın bir uçtan diğer uca 100.000 yılda gidebildiği Samanyolu'nun dış kısmına yakın bir yerde eşsiz bir yıldız vardır. Bu yıldıza güneş diyoruz.

Güneşe yakınlık sırasıyla üçüncü olan gezegen de bizim dünyamızdır. Güneş Sistemi içinde yalnız dünyada canlılar yaşar. Hayatın ise sadece yaratılması yetmez, devam etmesi de bir diğer şarttır. Pekli ama hayat nedir?

{Kategori:}

Çevre Kirliliği

Dünyada ilim adamlarının daha isimlerini bile bilmedikleri nice nice bitkiler, hayvalar var. Çevremiz cıvıl cıvıl hayat kaynıyor. Bunların hepsi kendi kendine yeterli bir sistemi meydana getiriyor. Bu sistem ayarlı, ahenkli ve hassas dengelere göre kurulmuş görünüyor ve yüz binlerce asırdan beri devam edip gidiyor. Diğer yandan da "bizim" dünyamız var: hızla artan nüfus, sağlıksız büyüyen şehirler, gittikçe azalan yeşil sahalar, artan trafik problemleri, pis denizler, gürültü, duman ve kirli bir sema.

{Kategori:}

Kainatta Enerji

Uzayın uçsuz bucaksız derinliklerinden milyonlarca ve milyonlarca kilometre uzaklıktan gelen enerji dolu parçacıklar dünyamızı sürekli olarak bombardıman ediyorlar. Çevremizde her an dalga dalga renkler, sesler, ışınlar raks ediyorlar. Bu sesler , bu desenler, bu parçacıklar nedir, neyin nesidir? Kimin içindir? İnsanın iç içe geçmiş simetrik âlemler içindeki yeri ve manası nedir? Taşkın Tuna'nın bütün bu sorulara yaklaşımını ve yorumunu bu kitapta okuyacaksınız.

{Kategori:}
İçeriği paylaş